Sarıdır bunalım, enerjini emen, boğazına yapışıp nefes almanı zorlaştıran. Neden, nerden geldiğini anlamadan sürüklenince, çekilince içine en karanlık renk olur. Düze çıkmaya çabaladıkça, daha da derine itersin aslında kendini, çünkü dibi görmeden yüzeye ulaşamazsın. En karanlık zamanında en görkemli haliyle kutsarmış sanırsın kendini ama aslında seni aydınlığa salmamak içindir hepsi. Kalbinin atışını anlamadan değiştirip, hiçbir şeyle paylaşamayacağın, seni sanrılara sürükleyen hislerinin aslında gerçek olmadığını tekrar eder durursun, fakat bu telkinlerin hepsi yanma diyedir; sen zaten ortasındasın sarının her renk aralığının. Kırmızının en koyusu yutarken benliğini, varlığını; turuncuya doğru çaresizliğin ve umutsuzluğun kıvranırken; sarı seni büsbütün sararken teslim olursun ona, ne ise o olarak gelmesine izin verirsin, hoştur teslimiyetin, adanmışlık doludur, rahatlatıcıdır, bencilce olmadığından; ama aslında sarı sensindir, bencilliğin, istediğin gibi hissedebilmen için kendini acı çektirerek arınmaya sürükleyişindir.